3.01.2009

Korku


Dreamer, “Korku, durmadan var oluşunu damarlarında dolaşan bir uyuşturucu maddedir. Bu, ‘bir şeyden korkmak’ olmak zorunda değildir. Bu salt ‘korku’ dur, hepsi bu kadar” dedi. “Şimdiye dek ona alıştın.
Bir insanın olaylar dünyasında karşılaştığı koşullar faydalıdır, çünkü bunlar onun hem kaçmaya çalıştığı hem de içinde görmekten kaçındığı şeyleri meydana çıkarır. Kötülük ve rastlantı, bir Okulu olmayan kişiler için felaketlerdir. Halbuki Bu Okulun bünyesindeki kişiler için bunlar, yitirilmiş bütünlüğü yeniden ele geçirmeye ve anlamaya yarayacak uygulamalı çalışma araçlarıdır. Aynı zamanda, kişinin gerçek durumunun alarm sinyalleri ve semptomlarıdır da.
İnsanın inandığının aksine, ilk önce korku gelir ve ardından korkulacak şeyi seçeriz”.
Şüphe, korku ve ıstırap, hemen sıradan bir insanın yaşamındaki olasılıkların sınırlarını çizer; onun yarı hapishane, yarı korunak olan bir yer altı sığınağının sağlam duvarları arasındaymış gibi, içinde kendisini güvende hissettiği, gerçek olmayan ipnotik bir oylum.
Korkunun terk edilmesi, bütünlüğe, yani oluşun birliğine doğru atılan ilk adımdır; çünkü korku üzerinde ne bir şey kurulabilir ne de anlamını geliştirebilirsin. Korkusuzluk bir savaşçının ilk kuralıdır. Korku, seni işine bağımlı kılar ve geçmişte yaptığın gibi hastalığa sığınmaya zorlar.
Şu buyruğunu verdiği sırada Dreamer’ın sesi sert bir öğüt verme havasına büründü: “Korkuyu fırsata dönüştür! İnsanın yalnızca iki duygusu vardır: korku ve sevgi. Bunlar birbirinin zıttı değildir. Bunlar oluşun farklı düzeylerindeki aynı gerçekliktir. Korku çürümüş sevgi, sevgi yücelmiş korkudur.
Bu son cümlelerini yazabilmem için bana biraz süre tanıdı ve sözcüğü sözcüğüne yazdığımdan emin olmadan sözlerine yeniden başlamadı.
Korku içteki ölümdür. Kahraman, içinde ölümden olmayan korkusuz bir adamdır. Kahraman sözcüğü (hero) ve eros, amore, a-mors, hepsi ölümsüzlük demektir. İçinde ölüm olmayan bir kişi, dışarıda onunla karşılaşamaz.
Zaferi meydan savaşının uğultusunda değil, yalnızlıkta, kendini yenerek kazanan kahraman, insanlık merdivenindeki bir düzeydir. Savaş yalnızca kahramanın görünmeyende zaten ele geçirdiği şeyi görünür kılmaya yarar. Savaşta onun yenilmezliğiyle yıkılmazlığı oluşta çoktan gerçekleşmiş bir şeyin yeniden kanıtlandığı bir deneme, ölüm üzerindeki zaferini gösteren bir turnusol kağıdıdır.


Stefano Elio D’Anna - Tanrılar Okulu(syf;189)

 

Design by Blogger Buster | Distributed by Blogging Tips