11.10.2009

olan bitenler

kondu, durdu, uyudu, rüya gördü, yüzüyordu, yüzü yoktu, üzüldü, ıslaktı, yağmur vardı, üşüyordu, korktu, hatırladı, uyandı,
tanıdı, evren yorum oldu, tanrı tek, yorumları çok oldu, sayısız sıfır
tek sonsuz oldu,
kuş var oldu.

ay uyandı, ağaçlar uyandı, hayvanlar uyandı, gece uyandı,


rüzgar geldi, öptü, okşadı, sardı, ılıktı, ilkti, kuş irkildi, ilkin kuştu, şimdi tamdı, tamamdı, kıştı, doğaldı, doğası kabaydı, doğayı kaşıkladı,
sayılır oldu, ağaç meyvenin oldu, zaman akar oldu, akıntıdan hiç çıktı,
hiç hep oldu,
kuş bütün oldu.

ay sallandı, ağaçlar mutluydu, hayvanlar anlamadı, gece hissetmedi.


sesler geldi, kuş öttü, ayna düştü, gagası oynadı, oyun zamanı, işte bilmece, nasıl, neden, neyden, kuş hayal gördü, gördüğü aksıydı,
kuşkulandı, kanatlarını kullandı, gölgesi yağdı, dünya evrenin süsüydü,
kuş dünyanın süsü oldu,
kuş bedene büründü.

ay aklandı, ağaçlar izledi, hayvanlar sevindi, gece duymadı.


kuş sordu, seçti, gitti, geride eskisi, önünde yenisi, yenilmeseydi gülmezdi, kuş rengi, kurşuni yeşil, yaprakların resmi, kuş çizdi,
kader kırıldı, ezber damladı, yargı kaygı oldu, ayırım doyumsuz oldu,
bilgi kanadı,
kuş akla geldi.

ay güldü, ağaçlar okudu, hayvanlar korktu, gece gündüz oldu.


kuş sevdi, sevgi evi, kuşun kendisi, aşağıdan uzak, yukarıya baksak, girsek içine, ev olsak, evin olsak, ama durgunduk, duygulandık, tan ağardı, tanrı özendi, sakladı, kuş bir bildi, acı oldu, iki sezdi, işkence oldu, sevemedi,
kuş tat oldu, bal oldu, balı bal eden damak oldu, dahası,
kuşu andık,
kuş an oldu.


ay ağaç oldu, ağaç hayvan oldu, hayvan gündüz oldu, gündüz ay çıktı, kuş unuttu, gece aya çıktı, ayıkken sarhoştu, sarhoşken ayık oldu.

kuş kendi oldu.

3.10.2009

benlik

En dayanamadığı da, benim özgürsüzlüğüm —— bağımlılıklarım : bir sürü (herhalde saçma-sapan) yükümlülükle — “ödev”le, “görev”le, “sorumluluk”la — kendimi kuşatmış olmam… (Ya da, bunlarla kendimi aldatmam…)
İşte, en yüksek değer duygusuyla kurduğum düşler, düşlediğim ülküler, hep, özgürlüğe yönelikti; o da, hep onlarla beslendi —onlardan oluştu—: şimdi, içeriğinin çoğunu unuttuğum; unutmadıklarımı da savsakladığım ülküsü bu hale gelmişken, kıskacını takırdatmasın da ne yapsın?!...

* * *

—Ama ‘unutma’ diye bir şey var mıdır gerçekte — kişi nasıl ‘unutur’ ki yaşadığı birşeyi?...
Kişinin belli bir andaki ‘bilinç içeriği’ açısından o sırada ‘anımsamadığı’ —örtülmüş, silinmiş, bastırılmış —bir yaşanmışlık, “bilinçaltında; yani, yaşadıklarının toplam bağlamı — karşılıklı etkileşimleriyle oluşturdukları bütün — içinde, tam da o yaşanmışlık yerinde, sürdürür ‘yaşam’ını —— [yalnızca bir sözcük oyunu değildi o söz “yaşadığın her an, her yaşadığın an, yaşar.”…] yaptıklarına karışır, onları yönlendirir, etkiler.
İşte, bu toplam bağlam, o : yaşamımın bütün anlarını barındıran, yaşamlarını sürdüren bütün:
O, ben’im işte…

* * *

Peki ya düşler ne oluyor [bu ‘sürekli yaşama kuramı’ gerçekten yaşanmışlar için geçerli olsun, diyelim]; ya kişinin yalnızca düşledikleri, hayalinde ‘yaşadıkları’, ülkü olarak kurdukları; daha doğrusu ‘yaşattıkları’ — en doğrusu, yaşatamadıkları —— onlar da mı “hep yaşar”?...
Evet — asıl onlar yaşar hep, aşamamış olmalarıdır onları yaşatan, sürekli kılan; yaşanıp geçmemiş olmaları — yaşama geçememiş olmaları, yaşatır onları…

* * *

Budur belki onları “zamanın dışına” çıkaran — bengi kılan…




oruç aruoba
benlik
metis yayınları
s. 80,81

1.10.2009

oralar

ne olacağını sormadan,
anlamlandırmadan seni beni,
hayal etmeden,
bilmeden,
bilmek istemeden başladık.

anlatmadık çok,
isim koymadık ilkin,
uzak olduk hep.
izledik.
usulca bilmek istedik.
teker teker
sesleri çıkardık,
kuralları sakladık,
anlamları giyindik,
seyahate çıktık.
gezindik,
tembel tembel...
adres bilmeden dolandık.

tanıdıkça sen ile beni,
el ele tutuşur olduk.
öpüşür olduk.
konuşur olduk.
aynı yöne bakar olduk...
yürüdük,
ellerimizi bırakmadan,
yürüdük,
b u r a y a kadar geldik.
ayrıydık,
aynı olduk.

ilişkilerimizdik öncesinde,
kah senin, kah benim...
ilişki olduk, birimizin,
ha senin, ha benim...

göl olduk.
göle düşen taş olduk,
taşın göldeki dalgaları olduk,
karaya çarptık,
ses olduk,
duyulduk,
düşünce olduk,
aşk olduk,
taş-dık,
sonsuz olduk.

burası oralardan çok farklı.
sahi!
oralar nasıldı?

 

Design by Blogger Buster | Distributed by Blogging Tips