19.03.2010

gece ve deli

"ben senin gibiyim, ey Gece, karanlık ve çıplak; gündüz düşlerimin ötesinde yanan patikada yürürüm ve ne zaman ayağım toprağa dokunsa oradan dev bir meşe ağacı çıkar."

"yo, sen benim gibi değilsin, ey Deli; çünkü sen hala kumda bıraktığın ayak izlerinin ne kadar büyük olduğunu görmek için arkana bakarsın."

"ben senin gibiyim, ey Gece, sessiz ve derin; ve yalnızlığımın ortasında bir beşikte bir Tanrıça yatar ve Cennet'te doğan yalnızlığımda Cehennem'e dokunur."

"yo, sen benim gibi değilsin, ey Deli, çünkü sen hala acı karşısında ürperirsin ve uçurumun şarkısı seni korkutur."

"ben senin gibiyim, ey Gece, vahşi ve korkunç; çünkü kulaklarım mağlup ulusların çığlıkları ve yitirilmiş toprakların iç çekişleriyle dolu."

"yo, sen benim gibi değilsin, ey Deli, çünkü sen hala kendi küçük benliğini kendine yoldaş alırsın ve dev benliğine dost olamazsın."

"ben senin gibiyim ey Gece, acımasız ve korkutucu; çünkü bağrım denizlerde yanan gemilerle tutuşur ve dudaklarım ölen savaşçıların kanıyla ıslanır."

"yo, sen benim gibisin, ey Deli, çünkü senin ruhun yedi kat giysiyle kaplıdır ve sen kalbini elinde tutamazsın."

"ben senin gibiyim ey Gece, sabırlı ve tutkulu; çünkü göğsümde, solgun öpüşlerin kefenleriyle binlerce sevgili gömülü."

"öyle mi, Deli, sen benim gibi misin? sen benim gibi misin? Ve bir ata biner gibi fırtınaya binebilir ve bir kılıç olup şimşeği tutabilir misin?"

"senin gibi, ey Gece, senin gibi güçlü ve uluyum ve tahtım gözden düşmüş tanrıların yığını üstüne kuruldu; ve benim önümden de günler elbisemin eteğini öpmek için yüzüme hiç bakmadan geçerler."

"benim gibi misin, ey karanlık yüreğimin çocuğu? Ve benim yaban düşüncelerimi düşünür ve boş sözlerimi mi konuşursun?"

"evet, biz ikiz kardeşiz, ey Gece, çünkü sen evreni açığa çıkarırsın, ben ruhumu."


halil cibran
deli
anahtar kitapçılar
s. 51,52

14.03.2010

kar kış sevenlere



ılgaz anadolunun sen yüce bir dağısın...






























































8.02.2010

geceleri papatyadan insan



ateş, dumanını söndürdü.
olur böyle şeyler, geceleri…

lambanın içinde,
kimsesiz dolaşan sessizlik.
gece ağzına kadar bizle dolu,
uzanmış dışarı bakıyoruz.
yollar görünüyor,
içinde yolculuklar,
dönüşün yorgunluklarını taşıyorlar.

mısralardan bir gece,
ve binlerce kafiye…
bazen,
geceden mısralar,
ve binlerce dolunay…

söz olmadan yazılır mı şiir?
salacaktan görünüyor,
gecenin kaçak şairi.

baktığım yıldızlarda yokum.

daldığında geceye,
hatırlanacak anılar belirir
karanlığın dilini çözen.

teslim ol.
ay perdeye kondu.

nasıl çıkılır geceden?
sahi, okyanusa köprüler kurdular mı?

siyah kokulu nefesini çektim,
zaman, anın ucunda.
dövüşmek için sebep arıyor,
akreple yelkovan!

gece düşünce yeryüzüne,
falcı kadın çiçek açmış.
kanayan ve yorgun papatya.

dua uçtu,
gölge uçtu,
ışık uçtu...
bir ben kaldım.

bizi geceden sonra ne bekliyor?
sordum, gece de sustu.

başım dönüyor.

çokum,
bazen,
yokum.

geceyi öldürmek,
bekliyorum.

yarım, kendimim, kalanın yarısı, bir başkası ve kalanının da yarısının yarısı, bir başkası ve kalanın da yarısının yarısının yarısı, bir başkası ve...
bir ben, sonsuz başkasıyla,
gecenin içinde Salacak’tan manzaraya bakıyoruz.

yazarken güzel, konuşsak ya esas.
şiir ol, dile gel, anlat!

kendini kandırma.
kimi öldürdün?

kime benziyorum yaşarken?
müsveddeye çekmeliydim hayatımı,
kalemimin ömrü bir şiir.

 

Design by Blogger Buster | Distributed by Blogging Tips